Amazon İşten Çıkarmaları Teknoloji Sektöründeki Zorlu İş Piyasasını Gözler Önüne Serdi

Editör Ekibi

16 Temmuz 20267 dk okuma

Anasayfaya Dön
Amazon işten çıkarmaları teknoloji sektöründeki zorlu iş piyasasını gösteriyor

Amazon’dan çıkarılan binlerce çalışan, Meta, Microsoft, Cisco ve Oracle gibi şirketlerin de küçülmeye gittiği doymuş bir iş piyasasında yeni iş bulmaya çalışıyor. Yapay zekâ yatırımları bazı pozisyonları ortadan kaldırırken, deneyimli çalışanlar yüzlerce başvuruya rağmen sınırlı geri dönüş alıyor.

Amazon’un son dönemde gerçekleştirdiği tarihinin en büyük işten çıkarma dalgası, ABD teknoloji sektöründeki istihdam krizinin çalışanlar üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdi.

Şirketin yaklaşık altı yıl boyunca finans yöneticisi olarak görev yapan Jake Linsley, ocak ayında telefonuna gelen bir mesajla işten çıkarıldığını öğrendi. İlk anda mesajın bir Amazon paketinin gecikmesiyle ilgili olduğunu düşünen Linsley, kısa süre sonra yaklaşık 16 bin çalışanı kapsayan yeni işten çıkarma dalgasının içinde olduğunu fark etti.

Bu kesintiden üç ay önce de 14 binden fazla Amazon çalışanının işine son verilmişti. İki dalga birlikte değerlendirildiğinde, şirket tarihindeki en geniş kapsamlı personel azaltma süreci ortaya çıktı.

Amazon, 2022’den bu yana 57 binden fazla kurumsal çalışanını işten çıkardı. Bu rakam şirketin kurumsal iş gücünün yaklaşık yüzde 16’sına karşılık geliyor. Amazon’un yalnızca 2026 yılındaki teknoloji sektörü işten çıkarmalarının yaklaşık yüzde 13’ünden sorumlu olduğu tahmin ediliyor.

Teknoloji sektöründe 140 bin kişi işini kaybetti

Amazon’dan ayrılan çalışanlar, yeni iş aramaya başladıklarında kendilerini oldukça kalabalık bir piyasada buldu.

Meta, Salesforce, Microsoft, Cisco ve Oracle gibi büyük teknoloji şirketlerinin de geniş çaplı işten çıkarma kararları alması, aynı pozisyonlara başvuran nitelikli çalışan sayısını artırdı.

Danışmanlık şirketi Challenger, Gray & Christmas’ın verilerine göre ABD teknoloji sektörü 2026’nın başından bu yana yaklaşık 140 bin kişiyi işten çıkardı. Teknoloji, bu dönemde ülkede en fazla işten çıkarma yapılan sektör oldu.

Mayıs ayında teknoloji sektöründeki işten çıkarmalar, Ağustos 2024’ten bu yana görülen en yüksek aylık seviyeye ulaştı. Haziran ayında rakamlar bir miktar gerilese de şirketlerin küçülme politikaları devam etti.

Şirketlerin işten çıkarma gerekçelerinde yapay zekâ dördüncü ay üst üste ilk sırada yer aldı. Yapay zekânın, 2026 yılında açıklanan tüm işten çıkarma kararlarının yaklaşık yüzde 23’ünde gerekçe olarak gösterildiği belirtildi.

Danışmanlık şirketine göre teknoloji şirketleri bir yandan bazı görevleri otomatikleştirirken, diğer yandan çalışan bütçelerini yeni yapay zekâ altyapılarına ve ürünlerine aktarıyor.

Yüzlerce başvuruya sınırlı geri dönüş

Amazon Web Services biriminden ocak ayında çıkarılan Courtney Haeflinger, yeni iş bulabilmek için yüzlerce ilana başvurduğunu ancak uzun süre mülakat daveti alamadığını söyledi.

Haeflinger, her sabah bilgisayar başına geçerek yeni ilanları takip ettiğini ve e-postalarını sürekli kontrol ettiğini anlattı. Yeni yayımlanan bazı ilanlara kısa süre içinde 200 ila 300 kişinin başvurduğunu belirtti.

Başvuru sayısındaki artışın yalnızca işsiz teknoloji çalışanlarından değil, otomatik başvuru yapan yazılımlardan ve botlardan da kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Bu durum gerçek başvuru sahiplerinin işverenlere ulaşmasını daha da zorlaştırıyor.

Haeflinger, aylar süren arayışın ardından AT&T’de yeni bir işe başladı. Ancak teknoloji sektöründeki işten çıkarma dalgalarının iş arama sürecini çok daha stresli hale getirdiğini söyledi.

Bazı çalışanlar ise yeni bir işe geçmeden önce, başvurmayı düşündükleri şirketin işten çıkarma yapıp yapmadığını araştırıyor. Oracle veya Meta gibi şirketlerde açık pozisyonlar bulunsa bile aynı şirketlerin binlerce kişiyi işten çıkardığına ilişkin haberler, adayların başvuru konusunda tereddüt etmesine neden oluyor.

Amazon ismi artık tek başına yeterli değil

Amazon’da on yıldan fazla çalışan Dorian Smith, müşteri hizmetlerinden başlayarak web geliştirme mühendisi pozisyonuna kadar yükseldi. Şirketi uzun vadeli bir kariyer olarak gördüğünü belirten Smith, işten çıkarılmanın hem mesleki hem de kişisel kimliğini etkilediğini söyledi.

Smith, yaklaşık 250 iş başvurusu yaptığını ancak yalnızca dört şirketten otomatik ret mesajı aldığını aktardı. Daha sonra LinkedIn üzerinden kurduğu bir bağlantı sayesinde büyüme aşamasındaki bir teknoloji şirketinde işe başladı.

Smith’e göre geçmişte özgeçmişte Amazon isminin bulunması büyük bir avantaj olarak görülüyordu. Ancak on binlerce eski Amazon çalışanının aynı anda iş araması, bu avantajı önemli ölçüde azalttı.

Benzer şekilde bazı eski çalışanlar, büyük teknoloji şirketlerindeki deneyimlerinin kendilerine kolaylıkla yeni bir iş sağlayacağını düşündüklerini ancak piyasanın beklediklerinden çok daha rekabetçi olduğunu ifade etti.

Daha düşük maaşa razı olanlar var

Amazon’dan ayrılan çalışanların bir bölümü, yüksek maaştan çok iş güvencesine öncelik vermeye başladı.

Jake Linsley yaklaşık üç ay süren iş arama sürecinin ardından sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren bir girişimde başkan yardımcısı olarak göreve başladı.

Linsley, hızlı büyüme ihtimali bulunan ancak bir gecede ortadan kalkabilecek bir iş yerine, daha istikrarlı bir pozisyonu tercih ettiğini söyledi.

Bazı eski Amazon çalışanları ise maaşlarında düşüşü kabul ederek daha küçük şirketlere geçti. Bu çalışanlar, daha iyi iş-yaşam dengesi, hibrit çalışma imkânı ve yeni beceriler öğrenme fırsatını ücret seviyesinden daha önemli görmeye başladı.

Eski Amazon Web Services mühendisi Yogesh Verma, işten çıkarılmasını başlangıçta büyük bir sorun olarak gördüğünü ancak daha sonra bunun kariyerini yeniden değerlendirmesi için fırsata dönüştüğünü söyledi.

Verma, daha düşük maaşla bir yapay zekâ pazarlama şirketine geçti. Yeni işinin daha iyi çalışma koşulları ve daha dengeli bir hayat sunduğunu belirtti.

Yapay zekâ hem fırsat hem tehdit

Amazon, yapay zekâyı şirketin gelecekteki büyümesinin merkezine yerleştiriyor.

Amazon Üst Yöneticisi Andy Jassy, yapay zekânın çalışma biçimlerini değiştireceğini ve teknoloji sayesinde sağlanacak verimlilik artışının önümüzdeki yıllarda şirketin toplam kurumsal çalışan sayısını azaltacağını daha önce açıklamıştı.

Şirket çalışanlardan yapay zekâ araçlarını mümkün olduğunca fazla kullanmalarını, daha küçük ekiplerle daha fazla iş üretmelerini ve yeni çalışma yöntemleri geliştirmelerini istiyor.

Amazon Web Services kurumsal müşterilere yönelik çok sayıda yapay zekâ ürünü piyasaya sürerken, şirket e-ticaret sitesindeki arama özelliklerinden Alexa dijital asistana kadar birçok hizmetine yapay zekâ özellikleri ekledi.

Ancak eski çalışanların bir kısmı, yapay zekâ kullanımının faydalı olup olmadığına bakılmaksızın zorunlu hale getirildiğini savunuyor.

Bazı yöneticilerin çalışanların yapay zekâ araçlarını ne sıklıkta kullandığını şirket içi paneller üzerinden takip ettiği ve kimi ekiplerde bu kullanımın performans değerlendirmelerine dahil edildiği öne sürüldü.

Yapay zekâ kullanımında aşırılık sorunu

Şirketlerin çalışanları yapay zekâ kullanımına teşvik etmesi, yeni sorunları da beraberinde getirdi.

Amazon’un bazı şirket içi sistemlerinde çalışanların yapay zekâ araçlarını kullanım düzeyini puanlayan sıralamalar oluşturduğu belirtildi. Çalışanların daha yüksek sıralamalara ulaşmak için gereğinden fazla yapay zekâ kaynağı tüketmesi ise şirket içinde “tokenmaxxing” olarak adlandırılan uygulamaya yol açtı.

Bu yöntemde çalışanlar, ortaya çıkan sonucun kalitesine veya aracın gerçekten gerekli olup olmadığına bakmadan mümkün olduğunca fazla yapay zekâ kullanıyor.

Amazon’un mayıs ayı sonunda çalışanların yapay zekâ kullanımını sıralayan bazı sistemleri kapattığı bildirildi. Şirketin artan yapay zekâ maliyetlerini kontrol altında tutmak için gereksiz kullanımı azaltmaya çalıştığı belirtiliyor.

Bu durum, şirketlerin bir yandan çalışanları yapay zekâyı daha fazla kullanmaya teşvik ederken diğer yandan yüksek işlem maliyetlerini sınırlandırmaya çalıştığını gösteriyor.

Daha düşük maliyetli ülkelere yönelim

Amazon’un ABD’deki kurumsal çalışan sayısını azaltırken Hindistan gibi daha düşük maliyetli ülkelerde işe alımları artırdığı da öne sürülüyor.

Eski çalışanlar, Seattle’da işe alınan bir çalışanla karşılaştırıldığında Hindistan’daki personel maliyetinin çok daha düşük olduğunu belirtiyor.

Şirketlerin görevleri daha düşük maliyetli ülkelere taşıması, ABD’deki teknoloji çalışanları açısından yapay zekâ otomasyonuna ek bir rekabet unsuru oluşturuyor.

Bu eğilim, özellikle yazılım geliştirme, teknik destek, ürün yönetimi ve müşteri hizmetleri gibi görevlerde çalışanların iş güvencesi konusunda daha fazla kaygı yaşamasına neden oluyor.

Büyük teknoloji şirketlerinde iş güvencesi azalıyor

Amazon sözcüsü Montana MacLachlan, işten çıkarma kararlarının şirketin daha hızlı hareket edebilmesi ve müşterilere daha iyi hizmet verebilmesi amacıyla alındığını söyledi.

MacLachlan, Amazon’un geleceği açısından stratejik olarak önemli görülen alanlarda işe alım ve yatırım yapmaya devam ettiğini belirtti. Şirket ayrıca işten çıkarmaların büyük bölümünün doğrudan yapay zekâdan kaynaklanmadığını savunuyor.

Buna karşın çalışanların anlattıkları, teknoloji sektöründeki iş güvencesi anlayışının önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor.

Geçmişte yüksek maaş, güçlü yan haklar ve uzun vadeli kariyer imkânlarıyla bilinen büyük teknoloji şirketleri, artık sık sık işten çıkarma yapabilen ve çalışanlardan sürekli daha yüksek verimlilik bekleyen kurumlar olarak görülüyor.

Bazı çalışanlar işten çıkarılma ihtimali nedeniyle “hayatta kalma zihniyeti” geliştirdiklerini, ekiplerindeki her yeni küçülme dalgasından sonra sıranın kendilerine gelip gelmeyeceğini düşündüklerini söylüyor.

Amazon’daki gelişmeler, yapay zekâ yatırımlarının yalnızca yeni teknolojik ürünler yaratmadığını, işlerin yapılış biçimini, ihtiyaç duyulan çalışan sayısını ve teknoloji sektöründeki kariyer beklentilerini de değiştirdiğini ortaya koyuyor.

ABD’de teknoloji alanında çalışanlar açısından önümüzdeki dönemde yalnızca teknik deneyime sahip olmak yeterli olmayabilir. Yapay zekâ araçlarını kullanabilmek, yeni beceriler kazanmak, farklı sektörlere açık olmak ve gerektiğinde daha düşük ücretli ancak daha istikrarlı rolleri değerlendirmek iş piyasasında giderek daha önemli hale geliyor.