Cumhuriyetçi Kongre Üyesinden H-1B ve OPT Programlarını Kaldırma Çağrısı

Editör Ekibi

22 Temmuz 20264 dk okuma

Anasayfaya Dön
Cumhuriyetçi Kongre üyesinden H-1B ve OPT programlarını kaldırma çağrısı

Batı Virginia Temsilcisi Riley Moore, H-1B vizeleri ve yabancı öğrencilere çalışma izni sağlayan OPT programının Amerikalı çalışanların iş fırsatlarını azalttığını savunarak iki uygulamanın da sona erdirilmesini istedi.

ABD’de şirketlerin yabancı çalışan istihdam etmek için kullandığı H-1B vize programı, Amerikalı çalışanların iş fırsatlarını azalttığı yönündeki eleştiriler nedeniyle yeniden tartışılıyor. Batı Virginia’yı Temsilciler Meclisi’nde temsil eden Cumhuriyetçi Riley Moore, H-1B programını “Amerikalı çalışanlara karşı kurulmuş bir sistem” olarak nitelendirerek tamamen kaldırılması çağrısında bulundu.

H-1B vizeleri, uzmanlık gerektiren mesleklerde çalışacak nitelikli yabancı çalışanlara geçici çalışma izni veriyor. Program özellikle teknoloji, mühendislik, finans ve danışmanlık sektörlerinde yaygın olarak kullanılıyor.

Ancak H-1B çalışanı istihdam eden şirketlerin, pozisyon için uygun bir Amerikalı çalışan bulamadıklarını her durumda kanıtlamaları gerekmiyor. Programı eleştirenler, bu durumun şirketlere daha düşük ücretle yabancı çalışan istihdam etme ve yerli çalışanların yerine bu kişileri tercih etme imkânı verdiğini savunuyor.

Moore, geçmişte üretim işlerinin başka ülkelere taşınmasının ardından Amerikalı gençlere teknoloji ve yazılım alanlarında eğitim almalarının tavsiye edildiğini hatırlattı. Şimdi ise bu alanlardaki işlerin de H-1B çalışanlarına verildiğini öne sürerek, genç Amerikalıların üniversite eğitimi ve yüksek öğrenci borçlarına rağmen uygun iş bulmakta zorlandığını söyledi.

Amazon, Cognizant, Infosys, IBM ve Microsoft, H-1B vizelerinden en fazla yararlanan şirketler arasında yer alıyor. Tartışmalar, Microsoft’un oyun ve satış birimlerinde çalışanlarını işten çıkarırken aynı dönemde binlerce H-1B başvurusu için onay almasıyla daha da yoğunlaştı.

Haberde Microsoft’un Xbox ve satış ekiplerinden binlerce çalışanı işten çıkardığı, buna karşılık şirketin aynı yıl 2 binin üzerinde H-1B vizesi için onay aldığı belirtildi. Ancak bir şirketin vize onayı alması, işten çıkarılan çalışanların doğrudan H-1B sahipleriyle değiştirildiğini tek başına kanıtlamıyor. İşten çıkarmaların görev, birim ve lokasyon dağılımı ayrı değerlendirme gerektiriyor.

H-1B vizeleri genellikle üç yıllık süreyle veriliyor. İşverenlerin uzatma başvurusu yapması halinde bu süre çoğu durumda altı yıla kadar çıkabiliyor. Program kapsamında çalışan kişiler, ABD’de bulundukları sırada istihdama dayalı Green Card başvurusu da yapabiliyor.

ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri verilerine göre, H-1B statüsünden daimi oturuma geçen kişilerin büyük bölümü istihdama dayalı Green Card programlarını kullanıyor. Daimi oturum hakkı elde eden kişiler daha sonra gerekli koşulları karşılamaları halinde ABD vatandaşlığına başvurabiliyor.

Moore, H-1B çalışanlarının Amerikalı çalışanlardan daha nitelikli olduğu yönündeki görüşü de reddediyor. Şirketlerin bu programı ağırlıklı olarak daha düşük ücretle çalışan bulmak için kullandığını ileri süren Moore, vize sayılarının federal hükümet tarafından belirlenmesi nedeniyle mevcut yapının serbest piyasa olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.

Tartışmanın diğer ayağını ise İsteğe Bağlı Uygulamalı Eğitim olarak Türkçeleştirilebilecek OPT programı oluşturuyor. OPT, F-1 öğrenci vizesiyle ABD’de eğitim alan yabancı mezunlara, eğitimleriyle bağlantılı alanlarda belirli bir süre çalışma hakkı tanıyor.

Özellikle fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan öğrenciler, daha uzun süreli OPT izninden yararlanabiliyor. Program, birçok yabancı öğrenci için üniversite eğitimi ile H-1B çalışma vizesi arasında bir geçiş yolu olarak kullanılıyor.

Moore, OPT programının da yabancı mezunlara Amerikalı gençler karşısında avantaj sağladığını savunarak H-1B ile birlikte tamamen kaldırılmasını istedi. Kongrede başka Cumhuriyetçi üyelerin de bu görüşü desteklediğini, ancak bazılarının henüz açıkça konuşmadığını belirtti.

H-1B programını destekleyen şirketler ve göçmenlik uzmanları ise ABD’de özellikle ileri teknoloji ve mühendislik alanlarında yeterli sayıda uzman bulunmadığını savunuyor. Bu görüşe göre programın kaldırılması, şirketlerin ihtiyaç duyduğu çalışanlara ulaşmasını zorlaştırabilir ve bazı yatırımların ABD dışına taşınmasına yol açabilir.

Programı eleştirenler ise sistemin kaldırılması veya önemli ölçüde sınırlandırılması yerine, şirketlere önce Amerikalı çalışan aradıklarını kanıtlama zorunluluğu getirilmesi, ücret şartlarının yükseltilmesi ve işten çıkarma yapan şirketlerin yeni vize başvurularının sınırlandırılması gibi düzenlemeler öneriyor.

H-1B ve OPT programlarının kaldırılması, ABD’de yaşayan yabancı çalışanlar, uluslararası öğrenciler ve bu kişilerin aileleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Böyle bir değişiklik yalnızca yeni başvuruları değil, mezuniyet sonrasında ABD’de kalmayı planlayan öğrencileri ve uzun vadede Green Card almayı hedefleyen çalışanları da etkileyebilir.

Moore’un açıklamaları henüz programların kaldırılacağı anlamına gelmiyor. H-1B ve OPT sistemlerinde kapsamlı bir değişiklik yapılabilmesi için Kongre, federal kurumlar ve mahkemeleri kapsayan uzun bir siyasi ve hukuki süreç gerekebilir. Buna rağmen artan eleştiriler, nitelikli iş gücü vizelerinin önümüzdeki dönemde ABD göç ve istihdam politikasının önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edeceğini gösteriyor.